Aslında bir çok sebeb var blog yazmak için. Aynı şekilde olumlu olumsuz bir çok yönü de. Ama önce tartıştığımız şeyin ne olduğunu bilmemiz gerekmez mi?

Blog Nedir?

Tamam, tamam. Hepimiz biliyoruz blog ne demek ama bir düşünün blog dediğinizde kafanızdaki resim net mi? Sözlük tanımı gibi net bir tanım var mı aklınızda? Eğer tam değilse anlatayım:

İngilizce web ve log kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen bir kelimedir blog. Eskiden bazılarımızın "Merhaba Günlük" diyerek günlüklere yazıldığı yazıların genellikle günlüğü yazan kişinin çalıştığı ya da hobi edindiği sektör ile ilgili tecrübelerini, tecrübeleri edinirken geçen hikayeleri, aklına takılanlardan cevap bulduklarını paylaştığı dijital bir platformdur blog.

Tanımı yaptığımıza göre gelin "Neden Blog Yazmalıyız?" başlığını olumlu olumsuz yönleriyle inceleyelim.

Artıları

Anlatarak Öğrenin, Pekiştirin

Eğer basit bir şekilde anlatamıyorsan, o konuyu iyi anlamamışsın demektir.
- Albert Einstein

Yukarıdaki özlü söz bu başlığı tam olarak ifade ediyor aslında. Biz yine de biraz açalım.

Bir yazılım geliştiricisi olduğunuzu hayal edin. Bir projeye başladınız, adım adım ilerliyordunuz ancak bir yerde takılıp kaldınız. Hepimizin başına geldiği bu duruma yine hepimizin yapacağı iki seçenek ile çözüm arıyoruz.
1-Bir bilene sormak,
2-Google sormak.
Peki ne kadar öğrendik? Yani bulduğumuz çözüm sorumuzu nasıl çözdü diye kendimize sorduğumuzda kendi kendimize cevap verebiliyor muyuz? Bunu bir düşünün.

Bir gün ofiste Laravel ile bir proje geliştirirken model üzerinde kayıt/güncelleme işlemlerinde modeldeki ad alanın ilk harfinin hep büyük olarak kaydedilmesini kafaya taktım. Bu çözüm ararken Observer diye bir şeyle karşılaştım. Sorunumu çözdü ancak "Nasıl çalışıyor?" diye sorsalar bilmiyordum. Tek bildiğim çalıştığı idi. Ekipteki başla bir arkadaşa anlatmak istediğimde sadece "Bunu buraya yazıyorsun bu da bunu yapıyor." demek oldu.

Daha sonra Observer'ı sunum olarak anlatmam gerekti. Onlarca kaynak kod ve blog okuduktan sonra fark ettim ki anlatamıyorsanız bilmiyorsunuzdur ve öğrenmenin yolu sadece kaputun altına bakmak değil aynı zamanda anlatmak için öğrenmekmiş.

Araştırma Yeteneğiniz Gelişir

Elbette hepimiz yardım gerektiği durumlarda araştırma yapıyoruz. Ancak yukarıda bahsettiğim örnek üzerinden gidersek konuyu bilmeyen birisine anlatmak istediğimizde pratiğimizin yeterli olmadığını hissediyoruz. Soruna çözüm bulduğumda kimse bana "Nasıl?" diye sormadı ama ben anlatmak istediğimde "Nasıl?" diye sorulursa diye "Nasıl?" sorusuna çözüm bulmak için uğraştım.

Bu da bana öğrenmeyi öğrenme konusunda yardımcı oldu. Yani "Sana balık vermiyorum, balık yakalamayı öğretiyorum." sözü benim gerçekliğimde gerçek oldu. Beni buna iten şey anlattığımı dinleyen kişi yerine kendimi koymamdı. Dinleyenin anlattığımı anlayabilmesi için önce neleri bilmesi gerekiyor, ben öğrenirken neleri merak ettim, nerede zorlandım, bunu bilmeyen birisi nerede sorun yaşar diye düşünmemdi. Aslında sorduğum her sorunun cevabının bir blog yazısına konu olabileceğimi fark etmemdi.

Yaratıcılığınız ve Üretkenliğiniz Tetiklenir

Eğer blog yazıyorsanız önce kendinize bir misyon seçmelisiniz. Örneğin sadece Laravel hakkında her hafta bir makale yazacağım.

Bu bile tek başına sizi geliştirmeye yeterlidir. Yani önce her hafta yazabilmek için bir konu bulmaya çalışmak sizi yukarıda örnekte seçtiğimiz gibi Laravel'i daha da öğrenmeye ve konu çıkarmaya iter hem de düzenli makale yazarak uzmanlığınızı geliştirmeye yönlendirir.

Editörlüğünüz Gelişir

Öncelikle kopyala/yapıştır size bir şey katmayacağını kabul edelim. Elbette diğer kaynakları kullanacağız. Hatta aynı konu hakkında aynı şeyleri de söyleyebiliriz ancak önemli olan kendimize göre kendi uslubumuzla yazmak. Böylece kelimeleri yazmaktan, paragrafı nereye koyacağınızı seçmekten, imla ve noktalama işaretlerine kadar verdiğiniz her kararda kendinizi geliştiriyorsunuz. Yani özgün olun.

Makale yazdıkça fark edeceksiniz ki iletişiminizde kuvvetlenecek. Elbette ilk blog yazıları siz kendinizi geliştirdikçe ve yazmada ustalaştıkça size vasat gibi gelebilir. Ama unutmayın size ustalaştıran attığınız son adım değil ilk adımdı.

Yazdığınız her yazı aklınızdaki bir tasarımın/fikrin ürünüdür. Soyut olan düşüncelerinizi somut olarak aktarma yeteneğiniz geliştikçe fikriniz yazı üstünde o kadar anlamlı hale gelmeye başlar ve de fikrinizi anlatabilme yeteneğiniz geliştikçe daha iyi iletişim kurabilir daha iyi bir anlatıcı olursunuz.

Daha İyi Anlar ve Anlatırsınız

Siz yazdıkça kendinizi okuyucunun yerine daha çok koymaya başlarsınız. Empati yeteneğiniz geliştikçe karşınızdaki ile olan iletişim yeteneğiniz gelişir ve geliştikçe düşüncenizi anlatmak için daha iyi yolları siz farketmesenizde beyninizdeki sinapslar arasındaki bağlar kuvvetlenerek keşfetmenizi sağlar.

Özgüveniniz Artar

"Adamlar yazıyor be!" bu düşünce siz makale yazmak için kaynak aradıkça denk geldiğiniz bloglara göz attıkça kafanızda yer edinecek :). Fark edeceksiniz ki düzenli aralıklarla yazmak siz de bir alışkanlığa dönüşmüş. Yeni makaleyi yazıp yayımla tuşuna bastığınızda beyninizin salgıladığı dopamin enzimi, bir işe başlayıp bitirmenin ve bir sonuca imza atmanın verdiği mutluluk özgüveninizin artmasını sağlar.

Çevre Edinirsiniz

"Ne alaka?" dediğinizi duyar gibiyim :). Şöyle ki: Siz yazdıkça okuyucularınız yorumlarda bulunacak, beğenen paylaşacak kimisi alıntılar yapacak en önemlisi adınız duyulacak ve de sizinle aynı meraklara sahip insanlarla tanışacaksınız. Kişisel blogların en güzel avantajlarından birisi de budur.

Pazarlama, Tanıtım, Güven

Öncelikle paylaştıkça en çok siz kazanacaksınız, bunu bilmeniz önemli. Öncelikle ilk siz zevk alacaksınız, paylaşmayı seven daha çok blog yazmaya sarılır, fark edeceksiniz ki paylaştıkça etkileşiminiz artacak sizi bloğunuz üzerinden tanıyan insanlar sizi bilgisini paylaşan biri olarak tanıyacak ve daha fazla güvenecektir. Bu aynı zamanda kendinizi pazarlamanıza ve tanıtmanıza yardımcı olacaktır.

CV'nizi Güçlendirir

Bildiğiniz her şeyi CV'nize yazamazsınız. Ancak CV'nize bloğunuzu eklemeniz işe alım sürecinde size daha iyi bir referans sağlayacaktır. Çünkü İK (İnsan Kaynakları) sizin bloğunuz sayesinde ilgi alanlarınızı, uzmanlığınızı, yeteneklerinizi, bilgi birikiminizi daha kolay öğrenir. CV'nin asıl amacı bu değil midir zaten?

Eksileri

Zaman Alır

Bir konu hakkında teknik detayı öğrenmek, teknik bir makale yazmak zaman harcamak gerektirir. Burada harcayacağınız zaman sizin teknik detayı ne derecede bildiğinize ve bu bilgiyi yazıya çevirme yeteneğinize göre değişmekle birlikte azımsanmayacak bir zaman olduğu aşikardır. Ancak aynı şekilde teknik detayı öğrenmek için harcadığınız zaman mesleki yeterliliğinizi arttırmak için harcadığınız zaman demektir, bu noktayı harcadığınız zamanın ne kadarının sadece blog yazmaya gittiğini hesaplarken göz önünde tutun.

Kim Okuyacak?

Bir şeyi yapmış olmak için yapmak her halde bir tek blog yazarken iyi bir şeydir :). Önemli olan birilerinin okuması değil. Bu konu da önemli olmakla birlikte esas önemli olan sizin kendinizi geliştiriyor olmanızdır. Kendinizi geliştirmeniz esas kazancınız olup birilerinin okuması da yan gelir olmalıdır. Ki Google Analytics ve benzeri araçları kullanarak hangi makalelerinizin daha fazla okunduğunu görüp ona benzer konulara yönelerek okunabilirliği arttırabilirsiniz.

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

Yukarıda konuyu elimden geldiğince detaylandırdım. Blog yazmanın kendiniz için faydalı olup olmadığına kendiniz karar vereceksiniz. Ben kendim için faydalı olduğuna karar verip, yazmaya başladım. "Sadece ben bileyim, kendime rakip çıkarmayayım." gibi absürt fikirlere kapılmayın. Ben yazılım ile ilgili bildiklerimin hiç birini okulda/üniversite öğrenmedim. %80 bloglar, dokümanlar ise %20 kendi tecrübelerimdir bilgimin kaynağı. Dolayısı ile internetten aldığımı internete vermekte bir beis görmüyorum.


Sonuç:

Blog yazmanın en büyük faydasını siz göreceksiniz, güçlü bir CV içeriği olacak, tecrübe edinecek ve bildiklerinizi pekiştireceksiniz. Özetle yazın, yazdırın arkadaşlar.

Unutmayalım ki:

Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
-Mevlana